UNADJUSTEDNONRAW_mini_12c0a.jpg

BEDEL

Sanatçı Bildirisi

Hayatı, cevap veremediğimiz birçok soru ile yaşıyoruz. Bu sorulardan biri de, insanın neden bu kadar çok ve çabuk şiddete başvurduğudur.

Peki; insanın insana, insanın hayvana ve insanın doğaya uyguladığı şiddeti azaltmak ve yok etmek için neler yapmalıyız?

Eğitim, sevgi, aile ve kültür gibi çok başlıklı bir çözüm reçetesi olan bu yolda, yılmadan hepimizin mücadele etmesi ve idarenin bu iklimi yaratması gerekiyor.

Ben, ortaya çıkacağı anı bekleyerek yaşayan bu dürtüyü yok etmek amacıyla, ilk önce erkeğin ve idarenin kadına yönelik şiddetini ve ayrımcılığını önlemesi gerektiğine inanıyorum.

Bu sorumsuz ve keyfi davranışlar, sonuçlarını asla kabul edilemeyeceğimiz çirkinliklere, gözümüzle göremediğimiz acılara, onarılamayacak derinlikte yaralara ve zarar görmüş ruhların oluşumuna sebep olmaktadır.

Bu sergi, dünyada ve ülkemizde şiddete maruz kalan kadınların, bebeklikten başlayan, art arda biriken acı katmanlarından oluşmuş ruhlarının metaforik biçimlerini izleyerek, acılarını ve çaresizliklerini hissetmeniz içindir.

“Erkek olmaktan utanç duymayacağımız bir toplum için…”

 

Metin Ünsal / Ekim 2020

_DSC3185.jpg
_DSC3195.jpg
_DSC3137.jpg
_DSC3171.jpg

METİN ÜNSAL’DAN KADIN RUHUNA BİR SESLENİŞ

İpek Yeğinsü / Ekim 2020

İnsan, hiçbir zaman ulaşamayacağı bir hayale ömrünü adayabilecek kadar cesurdur. Her bireyin yolculuğu kendine özgü, her öykü kendi içinde değerlidir. Ancak insan olmanın anlamı, bizi hem birbirimize, hem de evrenin sonsuzluğuna bağlayan bir tür tinsel uzamda gizlidir. Her bir ruh kendi arzularının dilinden konuşsa da, söz konusu acı olduğunda, o dil birdenbire ortak olur. (...)

(...) Bazı acılar her geçen gün bir parça daha eksiltir ruhun kendiliğinden… Öz saygısını, yaşama sevincini, geleceğe dair umutlarını alıp götürür. Acının katmanları kendi üzerinde biriktikçe, ruhun aynada gördüğü suret de giderek yabancılaşır. Kendinden arta kalanlarla yüzleşen ruh, derin bir yas duygusunda boğulur. Buğulu bakışlarının önünden cellatlarının karanlık gölgeleri geçmeye başlar. Ve tüm o kötülüklerin ona zamanında ilk değdikleri yerler hep bir ağzından sızlayıverir, sanki her biri daha dün yaşanmış gibi. (...)

_DSC3250.jpg
Tuval Üzerine Akrilik.jpg

İsimsiz 02, 2020, Tuval üzerine yağlıboya, 61 x 46 cm

_DSC3254.jpg

İsimsiz 03, 2020, Tuval üzerine yağlıboya, 61 x 46 cm

(...) Metin Ünsal’ın kadın-ruhları, işte bu sızıyı çok iyi tanır. Doğduklarında kusursuz olan dokuları, yaşamda aldıkları darbeler ve toplumsal baskılarla adeta derisi sıyrılmış, kanatılmış, oradan oraya savrulmuş birer bedene dönüşmüştür. Birbirinden farklı öyküleri olsa da, sızılarının doğası aynıdır. Kim oldukları, yaşları, eğitim düzeyleri ve meslekleri ne olursa olsun, onları kuşatan ortak duygu utanç ve yalnızlıktır. Ünsal, geniş bir teknik ve malzeme çeşitliliğine yönelmekle birlikte, tam da bu nedenle onları hep aynı soyut, amorf, hatta etsi dokuyu kullanarak temsil eder. Öte yandan bu doku, bir nevi et yığını gibi davranılan bireyin ruhuna nüfuz eden bedensel şiddetin sarsıcı bir metaforuna dönüşür. (...)

_DSC3246.jpg
_DSC3248.jpg

İsimsiz 05, 2020, Tuval üzerine yağlıboya, 61 x 46 cm

_DSC3247.jpg

İsimsiz 06, 2020, Tuval üzerine yağlıboya, 61 x 46 cm

(...) Bu yalnız ve kederli ruhlar, Ünsal’ın resimlerinde karşımıza boşlukta asılı kalmış halde çıkarlar; sarsılmış benlik algıları ve yitik aidiyet duyguları, üzerine basabilecekleri sağlam bir zeminin oluşmasını engeller. Ayrıca boşluk etkisi, kompozisyondaki gerilimi artırarak izleyiciyi bir an için durup, bu tekinsiz sahnenin anlamları üzerine daha derin düşünmeye zorlar. Tuvalde kaynağını kompozisyon kurgusundan alan bu etki, obje ve enstalasyonlarda mekânın kendisi üzerinden işlerlik kazanır. Başka bir deyişle Ünsal’ın yarattığı evrenin yasaları hem iki, hem de üç boyutlu uzamda geçerliliğini korur. Ayrıca birbirleriyle derin akrabalıklara sahip bu formlar, sanat tarihindeki önemli kadın figürlerine yer yer selam vererek, etkisi Ünsal’ın erken dönem yapıtlarında hissedilen nü geleneğine yaslanmayı ihmal etmezler. Yine de herhangi bir dönemsel ya da coğrafi bağlama hapsolmayacak kadar soyut, süblime ve evrensel olmayı sürdürürler. (...)

_DSC3245_edited.jpg

İsimsiz 07, 2020, Tuval üzerine yağlıboya, 50 x 65 cm

(...) Ünsal’ın konuya özgün dilinde getirdiği duyarlı yaklaşım, mağdurla duygudaşlık kurmakla yetinip olan biteni kabulleneceğimiz anlamına da gelmez; tam tersine, sanatçının temel çıkış noktası, toplumu oluşturan bireyler olarak durumu değiştirebileceğimize olan sarsılmaz inancıdır. Bu inancından hareketle, izleyicisini önce toplumun kanıksadığı sorunlu bakış açılarının farkına varmaya; sonra bu farkındalıktan akılcı bir eylemsellik üretmeye davet eder. Ruhların aslında yalnız olmadıklarının; cevherlerinin el birliğiyle uyandırılabileceğinin altını çizer. Üstelik Ünsal’ın temel meselesi kadının uğradığı fiziksel ve ruhsal şiddet olmasına karşın, sanatı üzerinden tartışmaya açtığı kavramlar bu bağlamın ötesine geçer. Ne de olsa gezegenimizin her köşesinde doğanın, hayvanların, çocukların, insan topluluklarının ruhlarını yaralayan; yaşatmak yerine öldüren, üretmek yerine tüketen tüm eylemlerin temelinde hep o güç bağımlısı, bencil zihniyet yatar. İnsan olmanın anlamını bir daha hiç unutmamak üzere anımsayıp, birlikte ve ivedilikle bertaraf etmemiz gereken de bizce budur.

_DSC3199.jpg
_DSC3180.jpg
_DSC3161.jpg
_DSC3190.jpg

Gece ve Karanlık Ruhun Peşindeyse de, Mutlak Şafak Var!

Rafet Arslan / Ekim 2020

Ruh yükü taşır, menziller boyu.

Ruh biriktirir.

Ruh suskun gözükür, bir kadim ağacın ya da yaban hayvanın sessiz dili ile konuşur.

Kulaklara değil, kalbe ve tine seslenir.

İletişimi telepatiktir.

 

Baktığımız bir sadece bir resim mi, heykel mi? Bakın karartılmış ruhlar sallanıyor boşlukta.

Bedeli ödeyenler için, bedeli ödeteceğiz berrak bir akıl; temiz ve kararlı yüreklerle.

Metin Ünsal, 2019’da “Atonal 9” projesi içinde “Tahrip” sergisiyle attığı işaret fişeğinin ışığı,

şimdi “Bedel”e değin genişliyor. Devamında dişil ruhlardan aldığı ışığı farklı şehirlere,

zamanlara taşıma çabasıyla.

Bu tekinsiz sahnelerde, boşlukta salınan ruhlara iyi bakın!

Dişil ruhun uğradığı tahribatın boyutlarına rağmen, yaşam azmi bir direniştir.

Gece ve karanlık ruhun peşindeyse de, mutlak şafak var. Mutlak umut var!

_DSC3230.jpg

29 Ekim - 31 Aralık 2020 tarihleri arası 44A Sanat Galerisi bünyesinde, Rafet Arslan küratörlüğünde, çevrimiçi olarak gerçekleşen Metin Ünsal'ın 'Bedel' isimli kişisel sergisi ile ilgili detaylı bilgi için lütfen iletişime geçiniz:

44A Sanat Galerisi

m: info@44a.com.tr

t: +90 (212) 233 34 80

a: Ahmet Fetgari Sk. No:44

 34365 Teşvikiye İstanbul

1526613_1378875175701050_1293266112_n.jp